
by Ahmet Altan
Yeni bir gun doguyordu. Milyonlarca defa dogmasina ragmen hic eskimeyen bir seydi sabah, her defasinda yeniydi, her defasinda taze, her defasinda kuslarla geliyor, her defasinda beliren aydinliktan yeni bir seyler ummamizi sagliyordu. Aydinlik cogaldikca artiyordu kus sesleri, kargalar yorgun sesleriyle bana cocuklugumu, hayallerimden hic kaybolmayan cimen kokulu meyve bahcelerini hatirlatiyordu, daginik dusunce yumaginin icinde asklarla ilgili kederli bir iplik vardi, ucunun nereye bagli oldugunu sezemedigim bir iplik, bir de katillerin oldugunu dusunuyordum, bunu neden dusundugumu bilmeden. Yollar sessiz, binalar uykuluydu, kuslari gormuyordum, yalnizca sesleri geliyordu, bir iki fistik camini, ciceklenmis bir meyve agacini goruyordum; onlarin dallarina saklandilar herhalde diye dusundum, gece biterken otmeye basliyorlar, aydinlik yerlesince susuyorlardi. Parlak, tek bir notayla dumduz gidiyordu sesleri, sonra bir gokkusagi gibi cesitli notalara ayrilarak cogaliyordu. Gun agarirken,
No posts about this book yet. Be the first in the app!