
"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."

by Hakan Gunday
Kinyas ve Kayra, Hakan Günday'ın çağdaş Türk edebiyatında sert dili ve karanlık atmosferiyle öne çıkan romanıdır. İki karakterin sınırları zorlayan yolculuğu, yalnızca suç ve kaçış hikayesi değil, insanın kendine, topluma ve ahlaka karşı açtığı bir savaş gibi ilerler.
Hakan Günday, Kinyas ve Kayra'da hızlı, keskin ve rahatsız edici bir anlatı kurar. Roman, gençlik enerjisini romantik bir isyan olarak değil, yıkıcı bir boşluk ve öfke hali olarak gösterir. Bu yüzden eser, okuru rahatlatmaktan çok sarsmayı seçer; karanlık çağdaş romanlar arasında güçlü bir başlangıç noktasıdır.
166 posts from the Bookspace community

"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."

“Ne kadar yalnızsan o kadar uzağa gidersin. Ne kadar terk edersen o kadar ölürsün.”

Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok. Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan.

şimdiyse sınav kağıdını doldurmuş ve zilin çalmasını bekleyen bir öğrenci gibiyim. ve o öğrenci gereksiz, nedensiz, ne kadar hareket yapıyorsa dakikaların üstünden atlayabilmek için bende en az o kadar nedensiz davranıyor ve bekliyorum. zilin çalmasını. gömülmeyi. parçalanmayı....

“Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür.”

Hepsi yaralar , sonucusu öldürür …
sıradanlığını yaldızlı yalanlarla gizlemeye çalışması, iki boyutlu basit ruhunu üç boyutlu bir labirent gibi göstererek pazarlaması o kadar üzüyor ki beni...

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.

Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar..

bedenimin çevresinde yıllar boyu inşa etmiş olduğum ve yakında kapısını tamamen içeriden kilitlemeyi düşündüğüm yalnızlık katedralim, belki de şimdiye kadar başardığım tek iştir. sorarlarsa " ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını. "yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum. Ve hiç birine çarpmadan geçtim aralarından..."
böyle olmasını istemiyorum ama kendiliğinden doluyor bunlar içime

Yaşama hastalığı... Bir çeşit alerji. Oksijene.

"kurtuluş" dedim. Ankara'da bir mahalle. Fazlası değil. 🤣

kimse bilmeyecekti benim zihnimi ateş ettiğimi. kimsenin hayatı değişmeyecekti kendimi yok ettiğim için.

“uyumak istedim hem de çok uyuyup unutmak.”

çünkü ne gerçekleştirilebilecek şeyler hayal ettim, ne de rüyasını gördüklerimi gerçekleştirmeye çalıştım. Ben hayal etmek için hayal ettim. Başka bir şey yapamayacağımı bildiğim için. Hayat az çok bir yerlerden tanıdık geldiği için...

hicbir seye yetisememistim. hic kimseyi yakalayamamistim. hayat yine kayip gitmisti…

Hayat cinsel yolla bulaşan ölümcül bir hastalıktır.

Yalnızdım. Ve bir hayvan kadar huzurluydum...

Artık yorulduğumu hissediyorum. Attığım adımların yavaşlamasına tanık oluyorum. Bir gün o kadar yavaş yürüyeceğim ki, duracağım! Yakında o da olacak.

Bir kıza aşık olmuştum. Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah, treni kaçırdım. Aşık olmaktan vazgeçtim.

neden insanlar bir türlü anlayamıyorlar hayattan hiçbir şey beklememeleri gerektiğini.

Otelleri sevdim. Kiralık odaları, terk edilmiş binaları, tavanı yüksek evleri.. Ben misafir olmayı seçtim

''Kendime; bu kadar yalnız kalınabilir mi? diye sorardım. Wosyal hayvan insan, dayanabilir mi kimsesizliğe? Ama artık biliyorum yalnızlığın korkulacak bir yanı olmadığını...''