Konstantiniyye Oteli
LiteratureFictionGenre Fiction

Konstantiniyye Oteli

by Zulfu Livaneli

Publisher
Doğan Kitap
Pages
476
Language
Türkçe
Published
2015

Overview

Bei der Eröffnung eines Hotels, das mitten im Istanbuler Viertel Sultanahmet auf den Ruinen eines byzantinischen Palastes errichtet wurde, mischen sich unter die geladenen Politiker und Prominenten auch die Bediensteten - und die Toten, die dort schon seit einer Ewigkeit begraben liegen ...

Posts about this book

6 posts from the Bookspace community

Sezen Aylak@sezenaylak05· 8mo🇹🇷

Başına sevda gelecek; insanın başına dert gelir, tasa gelir, bela gelir, kaza gelir ama sevda? Ne müthiş bir anlatım. Sevda, beklemediğin anda başına gelen bir hışım, bir kasırga, bir yıldırım. Her an başına gelebilir, ölümcül bir kaza gibi.

14
Sezen Aylak@sezenaylak05· 8mo🇹🇷

Bir toplumun müziği bozuldu mu, o toplumda pek çok şey bozulmuş demektir.

11
Sezen Aylak@sezenaylak05· 8mo🇹🇷

Sevda nasıl bir şey? Belki de bir insanın başka bir insanın yüz ifadesine meftun olmasıdır. Herhangi bir ifade ama kişiliğinin her türlü halinin özeti, usta ressamların elinden çıkan bir portre gibi onu yansıtan bir ifade. Bazen safiyet, bazen hasret, bazen ciddiyet, bazen şaka, bazen zeka, bazen şehvet... Her insanın bin bir türlü hali var, sevdalanmış birinin gözünde bu değişik haller, bütün kişiliği özetleyen tek bir ifadeye dönüşür. Uzaktayken, ayrıyken onu düşündüğünde gözünün önüne gelen tek ifade budur.

9
Sezen Aylak@sezenaylak05· 8mo🇹🇷

Bu dünyada o kadar çok aşk sözü ediliyor ki, adının anlamını düşünmediğin gibi aşkın anlamını da düşünemiyorsun artık. Kapitalizmin mal satmak için kullandığı sözcüklerin başında aşk geliyor, aşktan kusacak hale geldik.

7
z3nan@z3nan· 6mo🇹🇷

...sınıra koşup da bombalandıkları yere gidince, karlar arasında Erhan'ı aradım.Bi koluyla iki bacağı yoktu; yüzükoyun yatıyordu, onu çevirdim, gözlerindeki, yüzündeki karları temizleyince ne gördüm dersin? Erhan gülüyordu,yüzünde gülmesi donmuştu. Gulerek can vermişti. Kefene sararken de öyleydi; toprağa gülerek girdi. G: Nasıl kolu bacağı yoktu? KY: Ağbey, ben sana baştan anlatayım. Telefon geldi,bizi bombaladılar diye. Kırk kişi Irak'tan Türkiye'ye girerken Heron'lar bilgi vermiş.F-16 uçakları da gelmş düşman gibi bombalamış Katırlarımızı da çok severdik, onlara da üzüldük. G: Hacer ne oldu? KY: Sorma ağbey,altı ay kadar ağladı, sonra kendini ırmağa bıraktı. G: Ya annen? KY: Onu da hiç sorma ağbey, yaşayan ölü oldu garibim. Her gün kabristana gidip ağıt yakıyor, kar yağdığında "Kuzum üşümesin, o çok üşür" diyerek mezarın üstündeki karları kürüyor. G: Ne diyor ağıtlarında? KY: Ne bileyim, çok şey söylüyor. Misal, diyor ki, "Benim oğlum can verirken/Çiçekler çığrışıp açtı"

5
Aykut Altıntop@ayktaltnp· 8mo🇹🇷

“yolda kaldı gözlerim, sümbül saçlım, şarap dudaklım gelecek. vay onun ceylan gözlerinin derdine düşene, hayran olacak mest olacak; başına sevda gelecek…”

3

Ready to Meet Someone Who Reads Like You?