
Olayın görünürde sahipsiz olması, hakikatin de sahipsiz olduğu anlamına gelmezdi. Çünkü adalet, birinin gelip “ben davacıyım” demesini beklemez; kendi yolunu kendi açar. Araştırmacılar da bu yüzden sadece görevli değil, aynı zamanda gerçeğin peşine düşmüş insanlar gibi davranırlar. En küçük bir iz, en silik bir şüphe bile onların gözünde büyür; çünkü bilirler ki insanın işlediği suç, ne kadar ustaca gizlenirse gizlensin, bir yerde mutlaka kendini ele verir. Ve o an geldiğinde, ne vicdan susabilir ne de kanun geri durur.






