
İnsan insana nasıl hükmeder, Winston? Winston biraz düşünüp “Acı çektirerek.” dedi.

<p>‘It was a bright cold day in April, and the clocks were striking thirteen.’</p> <p> </p> <p>Winston Smith works for the Ministry of Truth in London, chief city of Airstrip One. Big Brother stares out from every poster, the Thought Police uncover every act of betrayal. When Winston finds love with Julia, he discovers that life does not have to be dull and deadening, and awakens to new possibilities. Despite the police helicopters that hover and circle overhead, Winston and Julia begin to question the Party; they are drawn towards conspiracy. Yet Big Brother will not tolerate dissent—even in the mind. For those with original thoughts they invented Room 101…</p> <p> </p> <p>Nineteen Eighty-four is George Orwell’s terrifying vision of a totalitarian future in which everything and everyone is slave to a tyrannical regime.</p> <p> </p> <p>‘Right up there among my favourite books . . . I read it again and again’ – Margaret Atwood</p><p>
151 posts from the Bookspace community

İnsan insana nasıl hükmeder, Winston? Winston biraz düşünüp “Acı çektirerek.” dedi.

''İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı bekliyordu belki de.''

Korku, insanın önce dilini, sonra zihnini esir alır.

"Düşünün. Çünkü henüz yasaklanmadı."

İnsan Sevilmekten Çok Anlaşılmayı istiyordu Belki de...

Nasılını anlıyorum, nedenini anlamıyorum.

Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar. Şimdiyi denetim altında tutan ise geçmişi.

İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.

“Asıl trajedi, ölmek değil; yaşarken hiç yaşamamaktır.”

Savaş Barıştır Özgürlük Köleliktir Cahillik Güçtür

"Hani, çok güçlü bir akıntıya karşı yüzmeye çalışırken birden vazgeçip kendini akıntıya bırakırsın ya, öyle bir şeydi işte."

"İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de."

bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da biliçlenemezler.

Düşüncesuçu, ölümü gerektirmez: Düşüncesuçunun KENDİSİ ölümdür.

Bilinçleninceye kadar asla başkaldıramyacaklar,ama başkaldırmadıkça bilinçlenemezler.

Partinin varlığını sürdürmesi, Düşünce Polisi'nden bile çok, sorgusuz sualsiz inanan, körü körüne bağlanan böylelerine bağlıydı.

hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir

Özgürlük; iki kere iki dört eder diyebilmektir buna izin verilirse arkası gelir

Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.

Bilinçleninceye kadar asla başkaldıramayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.

“İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de.”
"Zeki bir insana en büyük işkence, cahillerin tercih ettiği düzende yaşamaktır."

Nasıl'ını anlıyorum... Nedenini anlamıyorum...

Biraz bitmek bilmeyen savaşlar ve devrimlerden dolayı güçten düşülmesi yüzünden, biraz da bilimsel ve teknik ilerleme tekdüzeleştirilmiş bir toplumda asla var olamayacak deneysel düşünceye dayandığı için, beklenen olmadı. Bir bütün olarak bakıldığında, bugün dünya elli yıl öncesinden daha ilkel.