
Eğer hayatını en küçük ayrıntısına kadar sonsuza dek tekrar tekrar yaşamak zorunda olsaydın, buna “evet” diyebilir miydin?

In nineteenth-century Vienna, physician Josef Breuer is asked to help Friedrich Nietzsche, a brilliant philosopher suffering from severe headaches and suicidal despair. Irvin D. Yalom's When Nietzsche Wept: A Novel of Obsession imagines a series of private conversations between two historical figures at a moment when psychoanalysis has not yet taken its familiar form. Breuer proposes an experimental talking cure, expecting to guide Nietzsche toward relief. The philosopher resists being treated as a patient, however, and their sessions gradually become a contest over who is examining whom. Nietzsche's isolation and uncompromising ideas confront Breuer with the dissatisfaction hidden beneath his successful career.
Yalom blends intellectual history with psychological fiction rather than presenting the meetings as biography. Questions of love, fate, freedom, obsession, and the will to change emerge through dialogue and through each man's efforts to evade his own pain. The physician's authority weakens as he recognizes that technical knowledge cannot substitute for honest self-examination. Nietzsche, meanwhile, must decide whether accepting friendship threatens or strengthens the independence he values. When Nietzsche Wept turns the imagined birth of a talking cure into a reciprocal drama of healing, using suspense and philosophical debate to explore how two guarded minds can alter one another.
14 posts from the Bookspace community

Eğer hayatını en küçük ayrıntısına kadar sonsuza dek tekrar tekrar yaşamak zorunda olsaydın, buna “evet” diyebilir miydin?

"Tabi acı çekeceksin, görmenin bedeli budur."

Sanki özgürmüşüz gibi yaşamak zorundayız. Yazgımızdan kaçamasak da onun karşısına dikilebilmeliyiz, alınyazımızı kendi irademizle yaşamalıyız. Yazgımızı sevmeliyiz

Nietzsche Ağladığında… Psikoloji, felsefe sevenler için tavsiye edebilirim. Sakin kafayla okunmalı çünkü Josef Breuer ile Nietzsche arasında geçen diyaloglarda bazen kaybolabiliyorsun. Filmi de var ama izlemedim.

kendisi ve haytala yüzleşmekten cekinmeyenlere

Hayatımın nasıl Aktığını düşündükçe kendimi ihanete uğramış ya da oyuna gelmiş gibi hissediyorum; Sanki göklerdeki birileri bana bir oyun oynuyor, sanki bütün hayatım boyunca yanlış melodiyle dans edip durmuşum..

İnsan dostunu, düşmanından daha zor affediyor..

“Ben de sizin gibi gece korkularıyla boğulurum. Ben de sizin gibi neden korkuların geceleri hüküm sürdüğünü düşünürüm. Bunun üzerine yirmi yıl düşündükten sonra korkuların karanlıktan doğmadığını anladım; korkular da yıldızlar gibi hep oradadırlar ama gün ışığı onları gizler.”

Yaşarken yaşayın! İnsan yaşamını tamamlayıp öldüğü zaman ölüm, taşıdığı dehşeti yitirir! İnsan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez..

Zaman durdurulamaz; Bu bizim sırtımızdaki en büyük yük. Ve en büyük mücadelemiz bu yüke rağmen yaşayabilmek..

İlk defa bir kitabı zorla okuyorum çok sıkıcı ve ağır😕

Hesapta psikoterapinin doğumunu anlatıyor. yani bence okumasanızda olur. küçük bir iktibasla olayı bitirelim: “Zorunlulukla yaptığınız şeyleri erdeme dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Duygularınızı derinlere gömüyor ve sonra da hınç hissedemediğiniz için kendinizi azizlere benzetiyorsunuz. Anlayışla yaklaşan doktor rolünü unutuyorsunuz; siz o rolün kendisi oluyorsunuz, kendinizi öfkelenemeyecek kadar iyi birisi gibi görüyorsunuz. Josef, küçük bir intikam iyi bir şeydir. Bastırılmış hınç insanı hasta eder!"

bir düşünürün sorması gereken asıl soru nedir biliyor musunuz? Cevabı beklemeden devam etti.. Asıl soru şudur; Gerçeğin ne kadarına dayanabilirim..

amor fati ( kaderini sev )
“elbette acı çekeceksiniz, hayat görüşünüzün genişlemesinin bedeli bu. elbette korkacaksınız, yaşamak tehlikede olmak demektir. sertleşin!”
“Beynimizin içindeki yatan küçük rüya işçisi , neden gerçeği saklamak için bu kadar zahmete katlanıyor?”
Read it in the app
Highlight, save quotes, share what you read