
Kalbim, aklımın susturamadığı bir gerçeği fısıldıyordu: Ondan kaçmak, kendimden kaçmak demekti.

by Leo Tolstoy
Anna Karenina enters Moscow as a married woman, a mother, and a member of the Russian nobility that Lev Tolstoy observes with a critical eye. She comes in connection with her brother Stiva Oblonski and meets Count Vronsky at the railway station. His brilliance and social ease create an immediate attraction, but Anna's existing family gives that feeling moral and emotional weight from its first appearance.
Tolstoy does not isolate Anna from the surrounding network of marriages and expectations. Stiva's wife Daria faces the exhaustion and hurt produced by his infidelity, while the younger Kitty must interpret attention from Vronsky and a proposal from Levin. These parallel figures place Anna's choices within a society that grants different freedoms, burdens, and forms of judgment to each person. Character emerges through relation: desire changes meaning according to who can act upon it and who must preserve appearances.
The novel first appeared serially, and Tolstoy's disagreement with the periodical's editor delayed its complete publication. That history suits a work built from intertwined lives rather than a single isolated plot. Anna is compelling not because she can be reduced to a lesson, but because love for her child, attraction to Vronsky, loyalty, guilt, and social pressure remain active at once. Tolstoy makes contradiction the substance of character.
14 posts from the Bookspace community

Kalbim, aklımın susturamadığı bir gerçeği fısıldıyordu: Ondan kaçmak, kendimden kaçmak demekti.

“-Nasıl bir hayal kırıklığına uğrattı seni? -O değil, benim kendi duygum uğrattı. Daha büyük şeyler hissedeceğimi sanıyordum.”

Bir kadını anlamak istiyorsan, sustuğu anları dinle..
hiç konuşmadan gözleriyle her şeyi anlatıyordu.

Bu kitap çok pahalıdır okuduktan sonra bir süre mutluluğunuzu, pişmanlıklarınızı bir kenara bırakıyorsunuz tamamen bomboş bir evrende tek başınıza kalıyorsunuz. İnanılmaz bir etkisi var.

Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.

Bu acıyla da aynı şey olacak, zaman geçecek ve umurumda olmayacak.

I fell for this book because the plot is dramatic af, pero more than that, grabe how it cracks open the characters’ minds. You get front-row seats to their slow thought spiral and emotional drowning. Wild.

Hayatın bütün çeşitliliği, bütün güzelliği ve bütün anlamı ışıkla gölgenin birleşmesinden doğar.

Tuhaf değil, kötüyüm. Bazen olurum böyle. Ağlamak istiyorum. Çok aptalca bir şey bu. Ama geçer.

Ruhunun diğer yarısıyla tanıştığında başkalarıyla neden işlerin yürümediğini anlayacaksın.

Hiç kimse durumundan hoşnut değil, ama herkes aklından hoşnut.

"Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." ~Lev Nikolayeviç Tolstoy

İnsanlar artık bir arada yaşayamıyor, bu bir gerçek
“Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir.”
“Gençtim ya, ne farkeder deyip nehrin uğultusu da olur, dalların gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert ve ne fark eder demişim bilmeden farkı istemişim”
“garson çayı ve çöreği getirdi. Levin çöreğinnbir parçasını ağzına attı; lokmayı ağzında bir o yana bir bu yana çevirdi, onunla ne yapacağını bilemedi... aşık olmuştu.”
“Bütün mutlu aileler birbirine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”
“Her şeyin çoktan karara bağlandığını, kaderden kaçmanın mümkün olmadığını hissediyordu.”
“Happy families are all alike; every unhappy family is unhappy in its own way.”
Read it in the app
Highlight, save quotes, share what you read